Mühürdar Cad. No: 20 Kadıköy-İSTANBUL

Ağız ve Diş Sağlığı

Diş Apsesi

Diş Apsesi Diş apsesi, diş irini olarak da adalandırılır.Diş kökü ve çevre dokularını ilgilendiren bölgesel olarak ateş ve ağrıyla seyreden yerel iltihaptır. Diş apsesi, genel olarak diş çürüğü sebebiyle diş pulpasının iltihaplanması sonucu başlar. Dişin sinirinin travma, bakteriler ve kimyasal veya mekanik tahrişlerle ölümünü takiben, enfeksiyon dişin kök ucundan çevre dokulara yayılır. Zamanla dişin kök ucu çevresindeki kemikte lokalize bir cerahat toplanması meydana gelir. Bu durum diş apsesi olarak adlandırılır. Zamanla bu cerahat kemiği eriterek kendine bir yol bulur ve dişeti üzerinde içi irinle dolu bir şişliğe dönüşür. Bu aşamadan sonra diş kaybedilebilir. Diş Apsesi Belirtileri Diş apsesi oluştuğu zaman dişte bir rahatsızlık meydana gelir, üzerine basıldığında dişin kemiğin içine doğru hafifçe hareket ettiği hissedilir. Diş apsesi ilerledikçe, diş kökünün etrafındaki yumuşak dokularda şişlik meydana geldiği için diş ağrısı artar. Zamanla yüzde şişlik meydana gelir. Şişlik dişin ve kemiğin durumuna göre, başlangıç yerinden uzakta olabilir. Bu aşamada diş daha ağrılı, uzamış ve sallanır bir haldedir. Diş apsesi ilerlediği zaman mevcut cerahat dokuların en zayıf yerinden kendine bir yol bularak, ağız içine veya ağız dışına akar. Bu nedenle ağızda kötü tat ve koku meydana gelir. Cerahat akmaya başladığında dişteki ağrı azalır. Diş apsesi oluşumunda hafif ateş ve lenf bezlerinde şişlik olabilir. Genel kırıklık söz konusudur. Diş Apsesi Tedavisi Diş hekiminize gitmeden önce, dişteki ağrıyı geçirmek için ağrı kesici alabilirsiniz. Ancak, kesinlikle doğrudan dişinizin veya dişetinin üzerine aspirin, kolonya ve alkol gidi maddeler uygulamayın. Geçmişte apseli dişler için tek diş tedavisi seçeneği o dişin çekilmesiydi. Bazı durumlarda dişin çekilmesi uygun bir seçenek olsa da, günümüzde apseli dişler çeşitli diş tedavi yöntemleriyle kurtarılabilmektedir. Diş apsesinin tedavisindeki ilk adım enfeksiyonu gidermek ve yayılmasını önlemek amacıyla uygun bir antibiyotiğin kullanılmasıdır. Ayrıca dişteki ağrıyı gidermek için uygun bir ağrı kesici de alınabilir. Antibiyotik tedavisi ile enfeksiyon kontrol altına alındıktan sonra, dişin kanalları açılarak temizlenir ve iltihabın boşalması sağlanır. Şişlik azaldıktan sonra,diş kanallarının içi temizlenir, dezenfekte edilir ve uygun bir geçici kanal diş dolgusu maddesi ile doldurulur. İyileşme gerçekleşene kadar, belirli aralıklarla geçici kanal diş dolgusu maddesi değiştirilerek pansuman yapılır. Bazı durumlarda bu pansumanlarla tam iyileşme sağlanırken, bazen enfeksiyon tam olarak tedavi edilemez. Bu durumda cerrahi bir diş operasyonuyla, diş kökü etrafındaki enfekte doku ve bazen dişin kök ucunu içeren küçük bir kısım ortadan kaldırılır.

Devamını oku | »

Çene Eklem Rahatsızlıkları

Temporomandibuler Eklem (TME) Rahatsızlıkları TME (çene eklemi) baş bölgesindeki bulunan tek hareketli olan eklemdir. Bu bölge rahatsızlıklarına da TME rahatsızlıkları denir. Bu rahatsızlıkların giderilmesi için, Eksik dişlerden kaynaklı ise protetik tedavi yapılması gereklidir. Kötü ve uygun olmayan dolgu ve protezlerden kaynaklı ise değiştirilmelidir. Diş sıkmadan kaynaklı ise gece plağı kullanılmalıdır. Sıcak uygulanmalı, eklem egzersizi yapılmalıdır. Çene çok açılmamalıdır. Gerektiğinde ilaç kullanılmalıdır. Psikolojik etkenli ise psikolojik destek alınmalıdır. Dişsel bozukluktan kaynaklı ise ortodontik tedavi yapılmalıdır. Gerektiğinde verrahi müdahale yapılmalıdır.

Devamını oku | »

Ağız Kuruluğu

Ağız kuruluğu dişhekimliğinde kserostomia olarak adlandırılır. Ağız kuruluğu, tükrük bezlerinin tükrük salgılama fonksiyonlarının azalması sonucunda ortaya çıkar. Ağız Kuruluğunun Nedenleri Şunlardır: Ağız kuruluğu bazı ilaçların yan etkisi olarak ortaya çıkabilir. Ortalama 500′ ün üstünde ilaç türü ağız kuruluğuna neden olmaktadır. Tükrük bezlerinde meydana gelen hastalıklar ve tükrük bezlerinin cerrrahi olarak çıkartılması ağız kuruluğuna neden olur. Yaşla birlikte tükrük salgısının azalması ağız kuruluğuna neden olur. Bazı sistemik hastalıklarda (diabet, hormonal hastalıklar, siyogren sendromu, nörolojik bozukluklar) ağız kuruluğu görülmektedir. Radyoterapi, özellikle baş ve boyun radyoterapisi, tükrük bezlerinde hasara neden olarak, ağız kuruluğuna yol açar. Alkol ve kafein kullanımı ağız kuruluğuna neden olur. Ağız Kuruluğu Meydana Geldiğinde, Özellikle kuru yiyecekler için yeme zorluğu, Dilde yanma, norma dışı his, sızlama, Ağzı nemli tutacak şeyleri sık uygulama ihtiyacı, Konuşma ve yutkunma zorluğu, Sık susama, Dudak kenarlarında kuruma ve çatlama, Tad duyusunda azalma, anormal tad hissi, Protez kullanımında zorluk, Kötü ağız kokusu ortaya çıkar. Tükrük, ağız için önemli bir savunma mekanizmasıdır. Bu nedenle\ tükrük salgısının azalması sonucunda ağız kuruluğunun ortaya çıkması, ağız içinde çeşitli sorunlara yol açar. Ağız kuruluğunda tükrük salgısının azalmasıyla tükrüğün yıkama fonksiyonu da azalacağı için, bakteri plağı ve yiyecek artıklarının birikimi kolaylaşır. Bu nedenle dişeti hastalıkları ve diş çürükleri oluşumu artar. Tükrük oksijen içerir. Tükrük salgısındaki azalma sonucu, ağız içerisindeki oksijen miktarı da azalır. Oksijenin azalması, oksijensiz ortamda yaşayan anaerop bakterilerin kolayca üremesine neden olur. Anaerop bakteriler dişeti hastalıklarına, diş çürüklerine ve ağız kokusuna neden olur. Tükrüğün azalması sonucu, tükrük yapısında bulunan, çürük oluşumunu engelleyen mineraller de azalacağı için, çürük oluşumu artar. Ağız Kuruluğunun Tedavisi Eğer ağız kuruluğu kullanılan bir ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkıyorsa, ilaç değiştirilebilir. Bunun yanı sıra, sık sık ağzı ıslatmak için yudum yudum su içmek ve sulu gıdaların alımını arttırmak, Şekersiz sakız çiğnemek, Alkol, kafein, sigara ve şekerli yiyeceklerden uzak durmak, C vitamini almak, İçeriğinde alkol ve sodyum lauryl sülfat bulunan ağız bakım ürünlerini kullanmamak, Gerekirse yapay tükrük kullanmak, Yaşanan ortamın nemini arttırmak faydalı olabilir. Tükrük, ağız için önemli bir savunma mekanizmasdır. Ağız kuruluğunda tükrük saldısı azaldığı için, ağız kuruluğunu ihmal etmemek gerekir.

Devamını oku | »

Ağız Kokusu

Kötü ağız kokusu diş hekimliğinde halitosis olarak adlandırılır. Ağız kokusu ne kadar bakımlı olursanız olun, insanların sizden uzaklaşmasına yol açacak kadar ciddi bir problemdir. Ağız kokusu hem özel yaşamı hem de sosyal yaşamı olumsuz olarak etkiler. AĞIZ KOKUSUNUN NEDENLERİ İKİ GRUP ALTINDA TOPLANIR: Ağız kokusu %90 oranında ağız içi nedenlerden kaynaklanır. Düzenli ağız bakımı yapılmazsa, yiyecek artıkları dişler arasında, dilin ve dişetlerinin üzerinde birikerek ağızda kalır ve bir süre sonra ağız kokusuna neden olur. Sarımsak, soğan gibi kötü kokulu yiyecekler yendiğinde, vücut bu gıdayı elimine edene kadar kötü koku ortadan kalkmaz. Dişeti hastalığı sonucu meydana gelen derin dişeti ceplerine tam olarak ulaşılıp temizlik sağlanamaz. Bu cepler ağız kokusuna neden olur. Ağızda bulunan çürük dişler, taşkın ve komşu dişlerle kontağı olmayan dolgular, anormal diş temasları ve diş morfolojisinin kaybı, yiyeceklerin bu bölgelerde birikmesine neden olarak ağız kokusu oluşturur. Uyumsuz ve kötü kullanılan protezler ağız kokusuna neden olur. Ağız içindeki tümörler ağız kokusuna neden olabilir. Ağız kokusu sosyal yaşamda oldukça rahatsız edici bir durum olduğu için ihmal edilmemelidir. Zira ufak müdahalelerle bu sorundan tamamen kurtulabilirsiniz. AĞIZ KOKUSUNDAN KURTULMAK İÇİN; Ağızdaki dişeti hastalıkları ve diş çürükleri tedavi edilmelidir. Ağız ve diş sağlığına dikkat edilmeli, günde en az iki kez florürlü bir diş macunu ile dişler fırçalanmalı ve günde bir kez dişipi kullanılmalıdır. Diş fırçalama sırasında dilin de fırçalanması gerekir. Kullanılan protezlerin bakımına özen gösterilmelidir. Eğer ağız ve dişlerinize yapılan müdahalelerden sonra hala ağız kokusundan şikayetçi iseniz, diğer sebepleri de araştırmak gerekir. AĞIZ KOKUSUNUN AĞIZ ORTAMI DIŞINDAKİ SEBEPLERİ İSE ŞUNLARDIR: Sinüs, bronş ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlar ağız kokusuna neden olur. Şeker hastalığında ağızda asetona benzer bir koku oluşur. Karaciğer ve böbrek yetmezliği ağız kokusuna neden olur. Metabolik bozuklukların da ağız kokusuna neden olabileceği belirtilmiştir. Özellikle çocuklarda bağırsak parazitlerine bağlı olarak sabahları ağız kokusu görülebilir. Diet yapanlarda ve oruç tutanlarda düzensiz yemek yemeye bağlı olarak ağız kokusu oluşabilir.

Devamını oku | »

Ağız Bakımı

Sağlıklı diş ve diş etlerine sahip olmak için, dişlerin sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce olmak üzere, günde en az iki kez fırçalanması gerekir. Ancak, diş fırçalamada esas önemli nokta, doğru diş fırçalamayı bilmektir. DİŞ FIRÇASININ SEÇİMİ Diş fırçaları, boyut, şekil, fırça kıllarının dizilimi ve sertliklerine göre değişiklik gösterir. İyi bir diş fırçası ağzın tüm bölgelerine ulaşabilmelidir. Diş fırçasının fonksiyonu ve kullanım kolaylığı, diş fırçasının seçiminde önemli olan iki faktördür. Doğal ve yapay olmak üzere iki çeşit fırça kılı vardır. Her iki fırça kılı çeşidi de etkin olmasına karşın, dayanıklılığı, elastikiyeti ve boyutlarındaki standartlık sebebiyle plastik fırça kılları avantajlıdır. Doğal fırça kılları kolaylıkla deforme olur ve parçalanır, dolayısıyla kontaminasyon riski artar. Orta sertlikte kıl yapısına sahip, kılları yuvarlatılmış diş fırçaları tavsiye edilmektedir. Diş fırçasının sapının özellikleri tamamen kişiye bağlıdır. Kişinin eline rahatça oturan, rahat kullanabileceği bir fırça sapı tercih edilmelidir. Özetle, rutin kullanım için, düz saplı, düz yüzeyli, orta sertlikte, yuvarlak uçlu, plastik kıllı diş fırçası kullanılmalı ve diş fırçası 3 ayda bir değiştirilmelidir. ELEKTRİKLİ DİŞ FIRÇALARI Günümüzde pek çok insan daha etkili olduğu düşüncesiyle elektrikli diş fırçalarını tercih etmektedir. Ancak, kişi ellerini kullanabildiği sürece, elektrikli diş fırçalarının manuel diş fırçalarına herhangi bir üstünlüğü yoktur. Önemli olan diş fırçasını doğru kullanmaktır. DİŞ MACUNU Günümüzde değişik özellikler gösteren diş macunları piyasaya sürülmektedir. Diş macunlarının içine çeşitli maddelerin ilavesiyle, plak, çürük, diş taşı ve hassasiyet önleyici etkiler geliştirilmeye çalışılmaktadır. Floridin çürük önleyici veya çürük oluşumunu azaltıcı etkisi kanıtlanmıştır. Bu nedenle floridli diş macunları tercih edilmelidir. Diş macunu leblebi tanesi büyüklüğünde diş fırçasının kılları arasına yerleştirilmeli ve diş fırçalama süresince macunun dişle teması sağlanmalıdır. Diş macunu sadece diş fırçalamayı kolaylaştırıcı bir ajandır. Diş macununun yapısındaki partiküllerin büyüklüğü ve miktarı, diş fırçalama sırasında diş yüzeyinde meydana gelen aşınma ile doğru orantılıdır. Mümkün olduğunca aşındırıcı özelliği yüksek olan, beyazlattığı iddia edilen diş macunları tercih edilmemelidir. Özetle uzun korumalı, floridli diş macunları kullanılmalı ve aşındırıcı özelliklerin farklı olarak uygulanması amacıyla diş macunu arada bir değiştirilmelidir. DİŞ FIRÇALAMA TEKNİKLERİ Diş fırçalama belirli bir düzen içinde yapılmalıdır. Alt ve üst çenedeki dişler ayrı ayrı fırçalanmalıdır. Dişler sırasıyla önce ön, sonra iç ve sonra çiğneyici yüzeyleri olmak üzere fırçalanır. En arka dişlerin arka bölgeleri ve dil yüzeyi de fırçalamaya dahil edilmelidir. Dişler belirli bir düzen içinde fırçalanmazsa, her bölge tam olarak temizlenemez. Dişler fırçalanırken, diş fırçanız kuru olmalıdır. Diş fırçası ıslatıldığında kılları yumuşadığı için, tam temizlik sağlanamaz. Diş fırçası; kılların yarısı dişte yarısı dişetinde olmak üzere, 45 derecelik açı verilerek yerleştirilir. Diş fırçasına ileri-geri ve dairesel hareketlerin birleşimi olan titreşim hareketi uygulanarak, fırça kıllarının diş ile diş eti arasındaki diş eti oluğuna girmesi sağlanır. Bu hareket her fırça bölgesinde 15-20 kez tekrarlanır ve bir fırça boyu ilerlenir. İç yüzeylerde de aynı yöntem uygulanır. İç yüzeyler fırçalanırken ön bölgelerde fırça dik tutulabilir. Dişlerin çiğneyici yüzeyleri ileri-geri hareketlerle fırçalanır. Fırçalama işlemi bittikten sonra ağız 1-2 kez çalkalanır. Bu şekilde diş macunu ağızdan tamamen atılmaz, içeriğindeki florid daha fazla etki gösterir. Diş fırçalama süresi ortalama 3-4 dakikadır. Tüm diş yüzeylerinin fırçalanması gerekir. Fırçalama sırasında aşırı kuvvet uygulanmamalıdır. Aşırı kuvvet uygulanması ve

Devamını oku | »

Aft ve Uçuk

Aft ve Uçuk Günümüzde pek çok insan tekrarlayan ağız yaralarından şikayetçidir. En sık görülen tekrarlayan ağız yaraları aft ve uçuktur. Aft ve uçuk aynı belirtileri gösterdiği için, ağızda meydana geldiğinde birbirinden ayırt etmek zordur. Aft ve uçuğun oluşum nedenleri ve tedavisi tamamen farklı olduğu için ayrımı önemlidir. AFT Aft, ağız içinde genellikle dil üzerinde, yumuşak damakta, yanak ve dudak mukozasında ve farenkste görülen, oldukça ağrılı, küçük, yüzeysel ülserlerdir. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla aft ortaya çıkar. Aftın meydana gelmesini hızlandıran ve seyrini kötüleştiren pek çok faktör saptanmasına karşın, meydana gelme sebebi henüz tam olarak açıklanamamıştır. Aft oluşumunu etkileyen faktörler Pek çok hastalıkta olduğu gibi stres, aft oluşumunun en önemli nedenlerinden biridir. Bayanlarda adet dönemi öncesi gerginlik de aft oluşumunu tetikler.. Domates, sirke, turunçgiller gibi asitli yiyecekler, tuzlu ve baharatlı çerezler, aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır. Sert yiyecekler, yanak ve dudağın ısırılması, diş fırçalama işleminin sert olarak yapılması gibi travmalar da aft oluşumu için uygun ortam hazırlar. Bazı sistemik hastalıklarda, örneğin Behçet hastalığında, vücuttaki diğer belirtilerle birlikte ağız içinde aft oluşumu gözlenmektedir. B12 vitamini ve demir eksikliğinin, ayrıca diş macunları içinde bulunan kimyasal bir maddenin de aft oluşumuna neden olduğu düşünülmektedir. Tedavisi Aftın kesin tedavisi henüz bulunamamıştır. Herhangi bir tedavi uygulanmasa da aft ortalama 7-10 gün içerisinde kendiliğinden iyileşir. İyileşme süresini kısaltmak için; sıcak,asitli ve tahriş edici gıdalardan kaçınılması gerekir. Ayrıca klorheksidinli ağız gargaraları veya tuzlu su ile gargara yapılması faydalı olabilir. UÇUK Uçuk, genellikle dudak kenarı gibi ağız dışı bölgelerde görülen, nadiren ağız içinde de görülebilen, içi sıvı dolu küçük kabarcıklara verilen addır. Uçuk genellikle ağrılıdır ve ağrı uçuk oluşumundan birkaç gün önce başlar. Uçuğu oluşturan kabarcıklar zaman içinde patlayarak kabuklanır. Uçuk ortalama 7-10 gün içerisinde iyileşir. Uçuğun oluşum nedeni herpes simpleks olarak adlandırılan bir virüstür. Daha önce herpes enfeksiyonu geçirmiş olan kişilerde pasif halde bulunan bu virüs; güneş ışığına maruz kalma, stres, travma, yorgunluk, hormonal değişikliklerin olduğu durumlarda aktifleşerek uçuk oluşumuna neden olur. Uçuk bulaşıcıdır. Uçuğun patlamasından itibaren tamamen iyileşene kadar olan süre, en riskli dönemdir. Uçuğu olan bir kişinin kullandığı eşyalardan veya uçuğu olan biri ile öpüşmesi sonucu bulaşır. Uçuk bulaşıcı olduğu için dokunulmaması gerekir. Tedavisi Günümüzde uçuğun tedavisinde antiviral uçuk kremleri kullanılmaktadır. Antiviral uçuk kremlerinin başlangıç aşamasındayken yani ilk belirtiler ortaya çıktığı zaman uygulanması, maksimum faydalanmasını sağlar. Bu krem deriden geçerek uçuk virüsünü etkiler ve uçuğun deriye vereceği zararı engeller. Aft ve uçuk arasındaki farklar Aft sadece ağız içinde meydana gelir. Uçuk ise nadiren ağız içerisinde, genellikle ağız dışında meydana gelir. Aft bulaşıcı değildir, uçuk bulaşıcıdır. Aftın oluşumu henüz tam olarak açıklanamamıştır, oysa uçuk bir virüs enfeksiyonudur.

Devamını oku | »

Randevu almak için formu doldurabilirsiniz